» Kandida Hakkında Geniş Bilgi
....................................................................................................................................................................................................................
MAYA MANTARLARI-Kandida Albikans

Bu bölümde dost olmayan bir organizma olan Kandida Albikans ele alınmış, oluşma nedenleri ve onunla nasıl başa çıkılabileceği konularında bilgi verilmiştir. 

Bağırsaklarımız da bulunan faydalı bakteri ve mantarlar, günlük ihtiyacımız olan bazı besinlerin üretilmesine yardımcı olurlar.  

Gelişen sanayi ve her gün artan ekolojik yıkımla yerkürenin sağlığı bozulduğu gibi gereksiz kullanılan ilaçlar ve dengesiz alınan besinlerle  vücudumuzun sağlığı bozulur. Aslında gerekli yerlerde az miktarda bulunması faydalı olduğu halde, bulunmaması gereken yerde bulunan ve gereğinden fazla kontrolsüz bir şekilde çoğalan mikroorganizmalar sağlığımıza zarar vermeye başlar.

Sağlıklı bir bağışıklık sisteminde, doğru organizmalar doğru sayılarda vücutta doğru yerlerde bulunmalıdır.

Sağlıklı diyet, sağlıklı besinler, detoks ve sağlıklı bağırsak flo­rasının oluşturulması ömür boyu Kandida kontrolünü sağlar ve bağışıklık sisteminin bütünlüğünü korumaya yardımcı olur.

 

SAĞLIKLI VE SAĞLIKSIZ BAKTERİLER

Normalde, insan vücudunda ciltte, ağızda, ince ve kalın ba­ğırsakta birçok bakteri bulunur. Bazı vi­taminler bağırsaklarda bulunan bu faydalı bakteriler tara­fından üretilmektedir.

    Makrobiyotik araştırmacı ve yazar Michio Kushi bağırsak­lara vücudun "kökü" demektedir. Kendi bağırsak köklerinizi toprak gibi düşünün: Bir sürü bakteri ve biraz mantar, yiye­ceklerden gelen besinleri vücudun daha kolay alabileceği şek­le getirmek için çalışmaktadırlar.

    Bağırsaklar bu süreci her gün tamamlarlar. Ayrıca, anne sütü ile beslenen bebeklerde yapılan birkaç araştırma Kus­hi'nin teorisini doğrulamaktadır. Bir çalışmada dışkılar analiz edilerek, sağlıklı yeni doğmuş bir bebekte hangi organizma ve hayat formlarının olduğu incelenmiştir. En doğal halinde, araştırmacılar yeni doğan bir bebeğin bakterilerinin yüzde 80- 90'ının dost bifidus bakterileri olduğunu bulmuşlardır.

    Mikrobiyoloji araştırmaları da yetişkin insanların bağırsak yolunda, bifido ve acidophilus bakterileri konsantrasyonu, yani dost flora bulunduğunu doğrulamaktadır. Fakat aynı za­manda Escherichia coli denilen ve insanları oldukça hasta edebilen sağlıksız (patojen) bir bakteri de bulunmaktadır.

     Sindirim yeteneği azalan yetişkinlerde E.coli ve diğer pa­tojenler kalın bağırsakta en çok görülen bakteri çeşidini oluş­tururlar. Bebeklikten yetişkinliğe doğru yolculuk sırasında dost bakterilerimizin çoğu ölmüştür.

Dost olmayan floranın gelişmesinin başlıca nedenlerinden biri diyettir. Kesin bir şekilde kanıtlanmamış olsa da, bifidus ve acidophilus bakterilerinin antibiyotiklere karşı aşırı kırıl­gan olduğu, E. Coli bakterilerinin ise güçlü bir şe­kilde hayatta kaldıklarına dair tezler bulunmaktadır.

Sağlıksız diyet aşırı antibiyotik kullanımı ve diğer faktör­ler, faydalı ve koruyucu bakterilerin dengesini, hastalık oluşturan mikroorganizmalar lehine bozar. Bunlardan biri olan Kandida Albicans mayası gereğinden fazla çoğalarak zararlı hale gelir. 

     

   ANTİBİYOTİK, ANTİ- HAYAT MI DEMEKTİR?

     Antibiyotiklerin vücudun doğal bağışıklığını bozup Kandida Albicans için uygun bir ortam yaratmaları konusunu ele al­madan önce, bazı temel bilgiler vermek gereklidir.

      Güçlü zehirlerin özel bir kategorisi olan antibiyotikler, vü­cuttaki sadece "kötü" değil, iyi bakterileri de öldürürler. Antibiyoti­ğin amacı, belli hayat formlarını öldürmektir. Bu yüzden, an­tibiyotik kullanmak doğal değildir, özellikle ilaç firmalarının onları ürettiği kuvvetli şekillerde.

     Antibiyotiklerin iyi ilaçlar olduğu mesajı hepimizin aklına işlenmiştir. Son zamanlara kadar bilim antibiyotikleri enfek­siyonu yok eden ve dost olmayan bakterileri öldüren harika bir ilaç olarak görmekteydi. Fakat, doğal birkaç antibiyotiğin var­lığı, otomatik olarak bir soruyu gündeme getirmektedir. Anti­biyotikler bizi sağlıklı tutmak için geliştirilen ilaçlar mıdır? Gittikçe daha fazla çalışma buna hayır demektedir.

 

ANTİBİYOTİKLER NASIL "ÇALIŞIR"

    Streptokok bakterisinden dolayı iltihaplanmış bir boğaz için antibiyotik reçete edildiğinde, ilaç vücudun iyi bakterilerinin de önemli bir kısmını öldürür. İlaç önce en güçsüz streptoko­ku öldürür ve ilaç birçok gün boyunca alınmaya devam edildikçe bir sonraki güçsüz bakteriyi öldürür. Ama çoğu zaman, streptokoklardan birkaçı canlı kalır.

     "En güçlüler hayatta kalır" ilkesi geçerlidir. En güçlüler hayatta kalanlar ve üreyenlerdir. Deride ya da burunda çok az miktarda streptokok normaldir. Dost olmayan bakterilerin de vücutta bulunması normaldir; ama, onları öldürmek için alı­nan kimyasallar normal ve sağlığa faydalı değildirler.

     Bunların sonucunda, günümüz bilim adamları mutant bak­terilerin (antibiyotiklerden dolayı ölmemek için farklı vücut ve çevre koşullarına uyacak şekilde mutasyona uğrayan bak­teriler) yaratılmasına bilmeden katkıda bulunmuşlardır. En güçlü bakteriler yaşar, ürer ve bunun sonucunda da genetik yapılarını değiştirerek antibiyotiklere karşı direnç kazanırlar.

    Buna karşılık modern tıp daha fazla cephane sağlar, daha güçlü "silahlar" ve daha büyük "mermiler", yani artık değiş­miş olan bakterileri öldürmek için daha güçlü antibiyotikler üretir. Vücudunuzdaki savaş tekrar baştan başlar.

    Çok ciddi durumlarda antibiyotikler insanların hayatını kurtarır. Fakat her hapşırık ya da kaşıntı ya da akan burun için kullanılmamalıdır. Rutin olarak verildiğinde antibiyo­tikler sadece vücut ekolojisinin bozulmasına neden olurlar. Vücudu böyle dengesiz bir duruma getirmek, Kandida Albikans'ın yetişmesi için kapıların açılması anlamına gelir.

    Sağlıklıysanız Tanrı'ya şükredin ve ona iyi bir vicdan kadar değer verin, çünkü sağlık biz ölümlülerin sahip olduğu ikinci kutsamadır ve parayla satın alınamaz.

                                        İZAAK WALTON

KANDİDA ALBİKANS NEDİR?

     Kandida; maya formunda bir mantar çeşidi olup, vücutta kontrolsüz bir şekilde fazla çoğalarak, bağışıklık sistemini zayıflatır.           Küçük bir maya yüzde­si, vücudun sağlığının zayıf olduğu bir dönemde, büyüme ortamı bulur ve sistemde baskın hale gelir.

     Kandida bir kere sisteme bulaştıktan sonra on­dan kurtulmak aynı derecede zordur.

     Küf gibi, Kandida da vücuda yerleşen bir çeşit maya büyü­mesi sendromudur. Ne yazık ki antibiyotikler, şeker tüketimi ve diğer diyetsel yanlışlıklar mayanın gelişimi için mükemmel bir ortam oluşturmaktadır.

      Dost bakteriler bağışıklık sisteminin ayrılmaz bir parçası­dır. Kötü diyet ve antibiyotikler nedeniyle bir kere dengesi bozuldu mu, Kandida kontrolden çıkarak ciddi bir soruna dö­nüşebilir.

Tedaviye direnen birçok ağır hastalığın temelinde kandida yer almaktadır. Hafif vakalar fark edilip erken tedavi edilirse, kişi gelecekteki birçok sorundan korunmuş olur. Bu hastalığı teşhis etmek ge­nellikle zor olduğundan, çoğu vaka teşhis edilene kadar ciddi bir sorun haline gelmiş olur.

     Kandida pençe şeklindeki "parmaklarını" bağırsak duvarı­nın dokusuna geçirerek (implante ederek), kendisini bağırsakların içine tutturur. Bir kere tutunduktan sonra, ince ve kalın bağırsakta doku hasarına neden olur ki bu, bir başka ciddi problem olan "sızdıran bağırsak sendromuna" yol açar. Normalde, bağırsak zarlarındaki küçük gözenekler, besinlerin bağırsaktan emilerek kana geçmesine izin verir. Kandi­da' nın bağırsak duvarına tutunmasından oluşan hasar sonucu, normal gözenekler genişler ve henüz tam sindirilmemiş olan yiyecek bağırsak duvarından geçer. Yiyecek toksinleri kan dolaşımına karışarak yiyecek alerjisi ve duyarlılıklarına yol açar. Bu nedenle Kandida'sı olan çoğu kişi yiyeceklere ve kimyasallara karşı duyarlılık geliştirirler. Bazıları, sanki yir­minci yüzyıla karşı alerjileri var gibi hissederler.

    Antibiyotik veren doktorlara Kandida olup olmadığına bakmaları öğretilmemiştir.The Missing Diagnosis’in yazarı Dr. C. Orian Truss önde gelen Kandida doktorlarındandır. Çeşitli semptomlar gösteren hastalar ona geldiğinde, başta teşhis koymakta zorlanmış. Kandida ile bağlantı kurana kadar hiçbir teşhis semptomlara tam uymamış.

      Dr. Truss bu maya problemiyle bağlantılı başlıca birkaç semptom keşfetmiştir: Depresyon, anksiyete, mantıksız dav­ranışlar, sinirlilik, ishal, karın bölgesinde gaz, kabızlık, mide ekşimesine bağlı boğaz yanması, sindirimsizlik, kendine gü­ven kaybı, uyuşukluk, migren ağrıları ve hatta akne.

      Özellikle kadınlarda, mesane ve idrar yolunda rahatsızlık, tekrarlayan vajinal maya enfeksiyonları, regl öncesi sendro- mu ve diğer regl güçlükleri. Dr. Truss'ın çalışmalarına göre, erkeklerde prostatitis ya da prostatitisin enflamasyonu da Kandida'dan kaynaklanmaktadır.

     Çocuklarda Kandida semptomları, hiperaktiviteden, öğren­me bozukluklarına, tekrarlayan kulak enfeksiyonlarından, be­bek bezi kızarıklıklarına ve ishal ya da kabızlığa, iştahsızlığa ve uyku bozukluklarma kadar değişiklik gösterir.

                          

‘’Candidiasis bir yirminci yüzyıl hastalığıdır ve antibiyotikler, doğum kontrol hapları ve östrojen tedavilerinden kaynaklanır.’’

DR. LEYERDİA BLACK

 

KANDİDANIN NEDENLERİ

     Kandida tamamen ilaçlardan dolayı ortaya çıkmış ya da neredeyse tamamen doktorlar tarafından başlatılmış bir hastalık­tır. Antibiyotiklerin  aşırı kullanımından ve ayrıca aşırı antibi­yotik verilmiş sığır eti, tavuk ve süt tüketiminden kaynakla­nır.

    İneklere verilen antibiyotikler inek sütünü, tavuklara veri­len antibiyotikler de yumurtaları kirletmektedir. Dikkatli olun! Antibiyotik ilaçları kullanmamaya karar vermiş olsanız bile, yediğiniz yiyeceklerden antibiyotik alma tehlikesiyle karşı karşıya olabilirsiniz.

    Vücut Kandida yüzünden dengesini kaybettiğinde, birçok hastalık bunu fırsat bilmeye hazırdır.

     Sağlıklı bir vücutta bifidus ve acidophilus bakterileri yanyana bulunur. Eğer bu denge bozulursa, ciddi problemler or­taya çıkabilir. Antibiyotik kullanımını, iyi florayı da yok eden bir orman yangınına benzetebilirsiniz. Böyle bir yangından sonra, yanmış organı   yenilemek için tekrar yeni tohumlar ekilmelidir. Kandida tedavisi de, eksilen bifidus ve acidophi­lus popülasyonunun yenilenmesini gerektirir.

     Antibiyotiklere ek olarak Kandida'nın artmasına neden olan diğer ilaçlar, bağışıklığı baskılayan belli ilaçlardır. Bu grup daha çok, steroid ya da kortizon ilaçları olarak bilinmek­tedir. Ne ad verilirse verilsin, bu güçlü kimyasal ilaçlar bağı­şıklık sistemini baskılarlar ve Kandida olasılığını artırırlar.

        Dolaylı olarak da olsa, astım da Kandida ile ilişkilidir. Sık sık astım olarak yanlış teşhis konulan vakalar, aslında yiye­cek duyarlı-lıklarına gösterilen ciddi reaksiyonlardır. Buna ek olarak, çoğu astımlıya steroidler verilir. İlaçların bu zincirle­me reaksiyonu da, Kandida'nın baş göstermesine neden olan vücut kimyası dengesiz- liğine yol açıyor olabilir.

    Kandida'ya eğilimli bir sistemde hormon tedavisi bile, sentetik hormonlar vücudun doğal hormonlarının dengesini bozduğundan dolayı tehlikeli olabilir.

      Sağlıklı ve dengeli olduğunda vücut hormonlarının hepsini kendi yapar. Fakat hormonlar sentetik olarak yaratıldığında, bileşenler doğal olanlardan kalite olarak farklıdır ve vücudun fonksiyonları konusunda karmaşa yaratırlar.

     Sentetik hormonlar vücutla uyumlu ve dengeli değildirler. Bu nedenle östrojen, progesteron ya da doğum kontrol hapla­rı Kandida'yı daha kötüleştirir ve bağışıklık sisteminin daha fazla çalışmasını gerektirirler.

    Kandida'ya neden olan bir başka faktör, cytotoxic ilaçların kullanılmasıdır. Antibiyotikler "hayata karşı" işlev görürken, cytotoxic ilaçlar "hücrelere karşı zehirli" ilaçlardır. Bu ilaçlar hangileridir? Çeşitli kemoterapi ilaçları.

     Kanser, kemoterapi ilaçları tarafından tedavi edilen başlıca hastalıktır; bununla birlikte cytotoxic ilaçlar başka rahatsız­lıklar için de kullanılabilirler. însanlar genellikle bir kemote­rapi programını bitirdikten sonra Kandida geliştirirler. Ayrı­ca, vücudu zayıf düşüren bir hastalık ve onun uzun süreli stresini yaşayan kişiler de Kandida'ya eğilimli hale gelirler.

 

‘’İmkansız hedefleri imkan dahilinde ki küçük hedeflere ayırın. Başka bir şekilde söylersek: Bir dağı nasıl yerinden oynatırsınız? Her seferinde bir taşı taşıyarak.’'

DR. JOHN W. TRAVIS

 

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN ÇALIŞMAMASI

    Kandida bağışıklık sistemini zayıflatır ve savaşmasını zorlaş­tırır. Elbette, Kandida'yı ve onun diğer hastalıklarla ilişkisini anlamak için daha yıllar sürecek araştırma ve çalışmaya ge­rek vardır.

     Dr. Jeffrey Bland, şu gerçeğe dikkat çekmektedir:"...AİDS'e doğru ilerlemekte olan HIV pozitif kişilerde görü­len ilk işaretlerden biri, nosocomial mide-bağırsak enfeksi­yonlarıdır." Bu, Kandida Albicans'da görüldüğü gibi bağırsak yolunun fonksiyonunun azalmasının sonucudur.4 Başka araş­tırmacılar Kandida'yı, bir başka bağışıklık sistemi hastalığı olan lupusun (deri veremi) başlangıcıyla ilişkilendirirler. Ya­kın zamanda açığa çıkan oto-immün hastalıkların çoğu, bağı­şıklık sisteminin aşırı yüklenmesinden dolayı oluşmaktadır.

    Kandida, kalın bağırsağın enflamasyonu demek olan kolit içinde bir ön şarttır. İnce bağırsağın enflamasyonu olan Crohn hastalığı vakalarında da genellikle önce Kandida'nın oluştuğu görülmektedir. Kısaca, Kandida tedavi edildiğinde, kolit, Crohn hastalığı ve lupus da tedavi edilmiş olmaktadır.

    Kandida'nın tedavi edilmesini takiben, multipl skleroz ve lupus vakalarında önemli iyileşmeler görülmüştür. Multipl sklerozun bağışıklık sistemi ve sinir sisteminin bütünlüğü ile alakası vardır; lupus ise bağışıklık fonksiyonlarının tamamen bozulmasından kaynaklanır.

   Oto-immün hastalığı olan kişiler genellikle hastalıkların­dan dolayı şaşkınlık içindedirler. "Neden ben?" diye sorarlar. "Nasıl böyle, oldum?" Her ne kadar sağlık kısa sürede bozulsa da, Kandida  ve

diğer bağışıklık hastalıkları bir gecede oluş­mazlar.

    Gelişiminin önemli aşamalarında, Doris'te olduğu gibi Kandida vücuda iyice yerleşebilir.

 

Doris'in Hikayesi

   1950'nin ortalarında doğan Doris, anne sütü yerine inek sütü verildiğinden dolayı bebekliğinde süt alerjisi çekmişti.

      Doris'in meşgul annesi onu saatlerce beşiğinde ağzında süt biberonuyla yatmaya bırakıyordu. Bu beslenme için uy­gun bir pozisyon olmadığından, süt Doris'in östaki borusuna kaçarak kulak enfeksiyonuna neden oldu. Doktorlar, Doris'in kulak enfeksiyonu için antibiyotik yazdılar. Bu arada, inek sütü insanlar için çok zengin olduğundan dolayı, Doris'in he­nüz olgunlaşmamış sindirim sistemine fazla gelmiş ve süt alerjisi kötüleşmişti.

    Doris'in annesi onu yine beşiğinde yatmaya bıraktı ve kı­sır döngü tekrar başladı. Yeni bir kulak enfeksiyonu ve daha fazla antibiyotik. Bu arada, antibiyotikler Doris'in iyi bakteri­lerini öldürdüğü için, Kandida bağırsak yolunda gelişmeye başlamıştı.

    Doris'in doktorları neden bu döngüyü göremediler? Ne yazık ki, inançları ve antibiyotiklere bağımlılıkları onlara çok az seçenek sunuyordu. Ne yazık ki, doktorların çoğu nezleye, öksürüğe ya da kulak ağrısına karşı antibiyotik vermekten başka bir şey bilmemektedirler.

    Bebek Doris, büyüyüp küçük bir kız oldu. Erken çocukluk devresinde aşılardan ve daha zararlı bakterilerden dolayı Kandida mayası büyümeye devam etti. Mayanın büyümek için neye ihtiyacı vardır? Şarap ve ekmek yapmış olanlar bi­lirler; mayanın büyümesi için üzerinde gelişebileceği bir şey eklemek gerekir. Bu madde şekerdir. Bu nedenle altı yaşında­ki Doris'in çikolata ve şekerlemeleri sevmesine şaşmamak lazım.

     Maya, sisteme şeker girmesine ihtiyaç duyduğundan Do ris şekerlemelere bağımlı hale geldi. Bunun sonucunda sağlı­ğı gittikçe kötüleşti. Bifidus ve acidophilusları yavaş yavaş ölmeye başladı.

    Mayanın büyümesi devam etti ve Doris'e kısa süre sonra mesane enfeksiyonu teşhisi konuldu. Bundan kısa süre sonra maya enfeksiyonu geldi.

  Doris on üçüncü doğum gününü utangaç bir şekilde kutlar­ken, yeni bir problemin farkına vardı: Akne. Amerikalı yeni- yetmelerin standart diyetine başlamasıyla, sistemindeki Kan­dida daha da fazla "zehir" üretmeye başladı; bu karaciğer için daha fazla çalışma demekti.

   O zamana kadar Doris'in karaciğeri o kadar yorulmuştu ki, Doris'in vücudundaki zehirleri artık yeterince filtre ede­miyordu. Doktoruna başvurdu yeni bir tetrasilin reçetesi aldı.

    Doktoru sorgulaması kendine öğretilmediğinden, Doris sağlığı konusundaki sorumluluğun aslan payını doktorun al­masına izin verdi. "Bu ilacı almam gerekiyor. Doktorum öyle söyledi," diye düşünüyordu. Böylece bir sene boyunca ilacını aldı ve bıraktığında akneler tekrar oluştu. Tekrar tetrasiline başladı ve bu kısır döngü böyle devam etti.

    Eğer Doris bu sağlıksız zincir reaksiyondan zarar görme- şeydi, iyi bifidus ve acidophilus bakterileri ölmeyecekti. Eğer sağlıksız beslenmeyi önleseydi ve antibiyotikleri ve diğer ilaçları tekrar tekrar kullanmanın tehlikelerini anlasaydı, Do­ris'in vücudu Kandida büyümesine meydan vermeyecekti.

    Sonunda, otuzlu yaşlarının başında Doris ciddi bir sağlık krizi geçirdi. Yorgunluk, depresyon, sinirlilik, hafıza kaybı, ciddi regl problemleri, sindirim bozuklukları, kaşıntı, kısırlık, psoriasis, belirsiz kas ve eklem ağrıları, tekrarlayan kulak ve solunum problemleri ve astım gibi bütün semptomları hisset­meye başladı.

 Doris de birçokları gibi bilmeden genç yaşlarda bu problemlerin tohumunu atmıştı. Eğer ciddi bir yardım almazsa, sonunda otoimmun bir hastalığa, immunsistem yetmezliğine yada kronik yorgunluk sendromu gibi hastalıklara yakalanması kaçınılmaz olacaktır.

   

    ‘’Hepimiz birer heykeltıraş ve ressamız.

    Malzememiz ise kendi etimiz, kanımız ve kemiklerimiz’’

                                    HENRY DAVID THOREAU

 

 

KANDİDANIN TEŞHİSİ

     Kandida'ya müdahale etmek için bütün vücut klinik kinezyo­loji testi ile değerlendirilmelidir. Kandida soru formu ve kişi­sel tarih ile birlikte, klinik kinezyoloji en basit teşhis ve de­ğerlendirme yöntemidir.

    Klinik kinezyoloji kas testi Kandida'yı teşhis etmek için özel bir el modunun kullanılmasını gerektirir (Dr. Burt Espy tarafından araştırılmış ve geliştirilmiştir).

     Kandida'yı teşhis etmenin bir başka yöntemi, dışkı kültür­lerini analiz etmektir. Bu test ucuzdur ve Kandida'yı teşhis eder. Ama birçok durumda, maya henüz böyle basit bir kültür­de görülmeyebilir; özellikle vücuttaki kuluçka döneminde ise.

    Canlı Hücre (yaşayan bir kan örneği) değerlendirmesi ma­yayı keşfetmenin bir başka yöntemidir. Özel bir mikroskopla mayanın kanda oluştuğu görülebilir. Bu günümüzde, kandaki mayanın mycelial ya da "dallanmış" formlarını ayırt etmenin tek bilinen yoludur.

     Pahalı bir serum antikor testi de doktorların Kandida'yı teşhis etmesine yardımcı olabilir. Ama bu testin bazı eksiklik­leri vardır ve doğruluk seviyesinden dolayı klinik kinezyoloji testi tercih edilir.

 

KANDİDA'NIN UYUYAN FORMLARI

    Kandida'yı teşhis etmek genellikle zordur. Kandida'nın varlı­ğı vücudu ona karşı antikorlar üretmeye teşvik ettiğinde, ma­ya saldırıyı geçiştirmek için spor formunu alır. Maya sporla­rında ya da küf sporlarında olduğu gibi, sporlar çok küçük to­murcuklardır. Meşe palamudu gibi, spor kolay korunan bir yaşam formunu temsil eder. Bir meşe palamudu senelerce du­rur durur, sonra bir gün filiz verir ve bir ağaca dönüşür. Aynı şekilde vücuttaki maya sporları da senelerce kuluçkada bekler sonra birden Kandida'ya dönüşürler. Sporlar ya basit bir küfe ya da bir ağacın dal vermesi gibi "mycelial" formda bir küfe dönüşürler.

    Kandida mayasının "dallanan" formu, kendisini bağırsak duvarına yapıştırır ve bu duvarın bütünlüğünü parçalamaya başlar. Spor formundaki maya, sert kabuğun altındaki tahıl tanesine benzer.

     Mayanın çoğu kuluçka döneminde olduğu takdirde, spor­lar vücudun antikor üretmesini tetiklemez. Bu nedenle, serum antikor testi Kandida'yı teşhis edemeyebilir ya da test sadece hafif bir vaka olduğu bilgisini verebilir. Oysa gerçekte, Kan­dida oldukça büyük bir koloni oluşturmuş olabilir.

‘’Modern hayat şartlarında, yiyecekleri aşırı rafine etmenin, işlemenin ve pişirmenin, yiyecekler deki yaşamsal elementleri tamamen ya da kısmen yok ettiğini unutmamak gerekir.’’

 

ABD TARIMBAKANLIĞI KANDİDA’YI ETKİLEYEN YAŞAM TARZI FAKTÖRLERİ

       Hayat tarzı faktörlerini değiştirmek Kandida'ya karşı savaşta büyük avantajlar sağlar. Öncelikle maya öldürülmeli, yaşayan bahçeniz tekrar ekilmeli, bağışıklık sistemi güçlendirilmeli ve diyet ile yaşam tarzı değiştirilmelidir. En önemlisi mayanın üzerinde gelişeceği yiyecek çeşitlerinden kaçınmaktır. Her kişi kli­nik kinezyoloji ile test edilerek, bu süreçte vücudunun hangi yiyecekleri tolere edebildiği görülmelidir. Sonra, herkese tek bir program vermek yerine, kişisel ihtiyaçlara göre program­lar geliştirilebilir.

 

NE YEMEMEK LAZIM...

    Kişisel yiyecek duyarlılıkları uzmanlarca belirlenene kadar, kişi şeker, beyaz ekmek ve makarna gibi rafine karbonhidrat­lar, alkol ve hatta baldan kaçınmalıdır. Bu sıkı rejim bir süre yapılacaktır, sonsuza kadar değil. Vücuda iyileşmesi için bir şans vermek amacıyla yapılmalıdır.

     Sirke, soya sosu ve miso gibi fermente yiyeceklerden, kaçınmalıdır.

    En az üç ay boyunca mayalı yiyeceklerden kaçının. Kandi­da, fırıncının mayasından ya da bira mayasından farklı olsa da, vücutta mayanın kontrolden çıktığı bir durumda, herhangi bir mayanın bağışıklık sistemine zarar vermesi mümkündür. Vücut mayaya karşı antikorlar üretmeye başlar ve Kandi­da'nın kuzenleri olan ekmek ve bira mayası dengeyi bozabi­lir.

    Diyetinizi üç dört haftalığına değiştirmek ve sonra bırakıp tekrar başlamak pek ilerleme sağlamaz. Judy adlı bir hasta­nın, Kandida "öldürme" süreci senelerce sürdü, çünkü diyeti­ni tutarlı bir şekilde sürdürmekte zorlanıyordu. Onun zayıflı­ğı, süt ürünleriydi. Süt ürünleri önemli bir sorun teşkil eder, çünkü bir sürü yiyecek duyarlılığı ve alerjisi onunla ilgilidir. Kandida Albicans olmasa bile, Kandida'nın belli formları süt ürünlerinde bulunabilir.

   Diyet değişiklikleri yapmak irade gerektirir; ama bunun için ideal sağlıktan daha iyi bir motivasyon nedeni olabilir mi?

 

Süt Ürünleri

   Maya içeren yoğurt, peynir ya da kefire daha fazla alerjik re­aksiyon göstereceğinizi bilin. Bu ürünler bağışıklık sistemini tekrar tekrar zayıflatırlar. Bağışıklık sistemine daha az zarar veren yiyecekler yemeyi öğrenmek, onun güçlenmesini ve gelişmesini sağlayacaktır.

    Yoğurt birçok kitapta, "Yoğurt her derdin çaresidir" gibi iddialarla fazlasıyla abartılmıştır. Aslında yoğurt söylendiği gibi tedavi edici özelliklere sahip değildir, çünkü içindeki dost bakteri (acidophilus) miktarı gerekenden çok azdır.

 

Fungi (Mantar)

Fıstık ya da mantar gibi fungus içeren yiyeceklerden kaçın­mak akıllıcadır. Mantar bir çeşit fungustur ve hassas bir bağı­şıklık sistemini kolayca rahatsız eder

 

‘’Bırakın doğa öğretmeniniz olsun.’’ ATASÖZÜ

 

NE YEMELİ...

 

Diyetinizin çoğu, sebze, tam tahıl ve proteinlerden oluşmalı­dır.

(Ben çok fazla protein taraftarı değilimdir ve özellikle konu hayvansal protein olduğunda, çoğu kişiden farklı bir yaklaşım sergilerim.) Genelde, her ne kadar bazı görüşler; pirinç, buğday, soya ve diğer tahıllardan alınan karbonhidrat parçalandığında vü­cuttaki kan şekerinin arttığına işaret etseler de, kişi sürekli ve tutarlı bir şekilde diyetini tahıl ve sebzelerden oluşturduğu takdirde, ben bu görüşe katılmıyorum. Tahıllar sağlıklı bir di­yetin temelini oluştururlar.

    Tahıl ve sebzelerinizi sarımsak, fesleğen, tarhun otu gibi ot ve baharatlarla tatlandırabilirsiniz. Tam tahıllar açısından zengin bir diyet, şeker elimine edildikten sonraki şeker krizle­rini engeller. Meyve de faydalıdır. Meyveler doğal şeker olan fruktoz içerseler de, enerjik açıdan uygun meyvelerin ölçülü tüketimi mayayı beslemeden şeker krizlerini engeller.

   Bazen yiyecek krizleri vücudun gerçekten ihtiyacı olan yi­yeceği işaret etse de, bazı zamanlarda bu sadece kılık değiş­tirmiş bir mesajdır. Bizi baştan çıkaran TV reklamları olma­saydı, yiyecek krizlerimize daha fazla güvenebilirdik. Çoğu zaman vücut belli bir yiyeceğe ihtiyacı olduğunun sinyalini verir, ama suni yiyeceklerden, aroma ve koruyucu maddeler­den dolayı beyin doğru sinyali yanlış yorumlayabilir.

 

KANDİDA ÖLÜMÜ

    Doğal tedavi, mayanın ölmesine neden olacak vücut koşullarının dengelenmesini ve teşvik edilmesi­ni içerir. Aynı zamanda sağlıklı bakterilerin yenilenmesi ve onlara gelişebilecekleri bir ortam sağlanması da akıllıcadır.

    Sisteminde gelişmiş bir maya bulunan herkes, tedavi sıra­sında Kandida'nın yok olması esnasında bazı semptomlarla karşılaşabilir. Maya organizmaları içlerinde zehir taşırlar. Yok olmaları sırasında zarları da yırtılır ve toksinleri sisteme yayılır.

 Bu aşamada, "kendimi iyi hissetmiyorum" tipi aşırı semp­tomlar görülür. Maya ölmeye devam ederken, toksinler bağışıklık sistemini

daha da zayıflatabilir ve enfeksiyonlar, alerji­ler, kronik hastalıklar ve "baştan aşağı hasta olma" hissi orta­ya çıkabilir. Bu bir iyileşme krizidir. Bazen hastalar iyileşme­den önce kötüleşirler, ama toksinler vücuttan atıldıktan sonra iyileşmeye devam ederler.

    Bazı hastalar, Kandida'yı vücutlarından atarken geçici ola­rak normal yaşamlarında kötüleşme yaşadılar. Ama en ciddi epizotlar bile kısa sürmektedir. 

                                                                                              ‘’Ulusların kaderi ne yediklerine bağlıdır.’’                                                                                    BRILLAT SAVARIN

 

KANDİDA ÖLÜMÜNE TAKİBEN DETOKS YAPILAMLIDIR

    Diyete eklenen ek besinlerin yanısıra, Kandida'nın tedavisin­de basit bitkisel detoks programları da fayda sağlamaktadır. Yogi Tea Company'den DeTox Tea, Nature's Secret'dan AM/PM Cleanser bunlardan bazılarıdır. Ayrıca, Bioforce'dan A. Vogel 10-Day Cleanse'in, Nutri WestR'in D-Tox™'u ile birlikte kullanılmasını da tavsiye ederim. Doktorunuzun tav­siye ettiği, başka firmalardan çıkan benzer, kaliteli ürünleri de kullanabilirsiniz.

   Karaciğer, böbrek ve bağırsakların temizlenmesine yardım edecek vitamin ve mineral kombinasyonlarının bitkilerle bir­likte kullanıldığı bir programı tavsiye ederim. İyi bir detoks programı sindirime de yardımcı olur ve daha önce detoks yapmamış kişilerin başlaması açısından basit bir metot sunar.

  Piyasadaki bir başka temizleme programı, ortomoleküler biyolog Dr. Jeffrey Bland tarafından geliştirilmiş olan Ultra Clear’dır. Onun geliştirdiği probiyotik ürün yelpazesinde, pirinç proteinlerinden ve diğer besinlerden yapılmış toz pro­teinler bulunur ve bunlar vücudu temizleyerek bağışıklık sis­teminin gelişmesine katkıda bulunurlar.

  Lavman yapmak en iyi doğal detoks yöntemidir. Lavman­lar bağırsakları toksinlerden ve büyük Kandida kolonilerin­den temizlemeye yarar. Bu işlem onları yıkar atar. Lavmanla birlikte, kolonların bol miktarda sıvı ile temizlenmesi faydalıdır. Di­ğer doğal kolon temizleyiciler, deniz yosunu ve yonca tozun­dan oluşan Watcher ssys'ıl Ymrn seed powder'dır.

 

Yenilenme ve Detoks

  Temizlik ve detoks önemli olmakla beraber, vücudun dost bak­terilerini bir detoks planı dahilinde yenilemek de gereklidir.

    Doğal bağırsak florasının yenilenmesi birkaç ürünle ger­çekleştirilebilir. MetagenicsR'den Ultra BifidusIM ve Ultra Dophilus*, benim bilgim dahilindeki en kaliteli ve güçlü acidophilus ve bifidus tamamlayıcılarıdır.

    Ultra Bifidus1M ve Ultra DophilusR, şişenin üstünde yazan tarihe kadar her gramında 2.5 milyar yaşayan organizma içe­rirler. İşte böyle bir yenilemeye ihtiyaç vardır.  

 

KANDİDA İÇİN DİĞER TEDAVİLER

I .Çay Ağacı (Melaleuca Alterrıifolia) Yağı:

  Kandidası olan kadınlar vajinal enfeksiyonlara yatkındırlar. Bu soruna karşı, Çay Ağacı yağı kullanılabilir. Çay ağacı denilen özel bir ağaçtan ekstre edilen bu yağ oldukça faydalı bulunmuştur. Ama aldığınız ürünün, Avustralya Standartlar Derneği'nin talimatları doğrultusunda, en az yüzde otuz aktif içerik olarak Terpinen 4-ol içerdiğin­den emin olun.

   Oil of MelaleucaK alternifolia vajinal enfeksiyonlarda topikal olarak uygulanabilir ya da cilt lezyonlarına sürülebilir. Tırnaktaki bir mantar enfeksiyonu için ise, Çay Ağacı Yağı ve Mor Yılanotu kombinasyonu faydalıdır. Eğer tırnakta mantar gelişimi için koşullar mevcutsa, bu büyük olasılıkla vücudun başka yerlerinde de mantar olduğuna işaret eder.  

                                                                                                                              

 ‘’Hastalar, pasif tıbbi bakım alıcıları olmaktan çıkıp, aktif, kendinden sorumlu katılımcılar olmaya başlamalıdırlar.’’      

DR. ELMER GREEN

 

II.Mor Yılanotu (Gentian Violet)

   Yaşlı hastalar bu bitkiyi tanıyabilirler, çünkü bu seneler önce kullanılan bir tedavidir. Adı gibi, solüsyonun kendisi de mor bir sıvıdır. Eczaneden reçetesiz alınabilir. El ve ayak tırnaklarındaki enfeksiyonlar için bu solüsyonu mantarlı bölgeye sü­rün ve kurumaya bırakın.

     Mor Yılanotu hücrelere zarar vermeden mayayı öldürür. Değdiği her şeyi boyadığı için dikkatli olun. Çok tercih edil­memesinin nedeni bu lekeleme özelliği olabilir. Fakat, tırnak mantarı ve hatta vajinal Kandida'da başarılı bir tedavi olarak kullanılmaktadır.

 

III. Bağışıklık Sistemi Tamamlayıcıları

    Bağışıklık sistemini güçlendirmek ve geliştirmek için pek çok tamamlayıcı kullanılabilir. En güçlü olanlar, mayasız multi -vitaminlerdir. (B vitaminlerinin çoğu maya ile yapılır, o yüz­den etiketleri iyi okuyun.)

   Germanyum minerali iyi bir bağışıklık sistemi geliştiricisidir. Birkaç antioksidan tamamlayıcı hem beta-karoten hem de germanyum içerirler. Kandida hastası olan herkes bir başka B vitamini olan biotine ihtiyaç duyar. Güçlü, mayasız bir B vi­tamini kompleksi, biotin ile birlikte fayda sağlar. B vitamin­lerini dengeli bir formül dahilinde almaya dikkat edin. Genel­likle, B vitaminlerinin tümünü B-50 ya da B-100 kapsül ya da tabletlerinde bulabilirsiniz. Bunun anlamı, bileşenlerin çoğu­nun 50 ya da 100 miligram olarak formülde yer aldığıdır. B1,B2, B6, B12, niasinimid, pantotenik asit, kolin, inositol, biotin ve paba en önemli vitaminlerdir.

   Kandida'dan dolayı bağırsak yolunda önceden oluşmuş olan hasar ya da sindirim problemleri nedeniyle, bazı kişiler besinleri çok iyi absorbe edemezler. Bu yüzden, manganez, çinko, potasyum, selenyum, silis, bor, molibden ve bakır gibi mineraller de diyete eklenmelidir.

  Kandida'nın ölmesine yardımcı olan bir tamamlayıcı CaprisinM'dir. Bu tamamlayıcının içeriğinde Caprylic asit için ortam sağlamak üzere magnezyum ve kalsiyum olması ilginç­tir.

   Caprylic asit Kandida'yı öldürür. Gittikçe daha fazla insa­nın kullanmaya başladığı zeytinyağında da mevcuttur. Ayrıca keçi sütünde de mevcuttur ve keçi sütüne özel kokusunu ve­rir.

 

IV.Bitkiler

   Ekinezya (Echinacea), bağışıklık sistemi için kullanılabilecek basit ama güçlü bir bitkidir. Mantar, bakteri, virüs ya da para­zitlerin neden olduğu bir hastalığı olan kişilerin diyetlerine Echinacea eklemesi tavsiye edilir.

   Kandida'ya karşı bir başka güçlü bitki Güney Ameri­ka'dan Pau d'arco'dur (Taheebo ve Lapacho da denilir). Özel bir ağacın kabuğundan elde edilen bu bitki, Kandida'yı öldü­rürken bağışıklık sistemini de güçlendirir.

   Pau d'arco çay olarak içilebilir; ama solüsyon olarak daha güçlüdür.  

 

V.Ketentohumu Yağı

   Bence en faydalı yağ ketentohumu yağıdır. Herkes mutlaka kullanmalıdır. Ketentohumu yağı hormon üretimi için gere­ken temel yağ asitlerini sağlar. Ayrıca hücre zarlarının bütün­lüğünü korumaya yardımcı olur.

Vücuttaki bütün hücre zarları başlıca yağ asitlerini depo­lar. Günümüzde insanlar yağ konusunda o kadar bilinçlendi­ler ki, bazıları diyetleri vasıtasıyla yeterince yağ almıyorlar. Ketentohumu yağı, diğer yağların aksine sağlıklı bir vücut için gereklidir. Bu doğal yağ Omega 3, 6 ve 9 gibi çoklu doy­mamış yağları ideal bir dengede sunar. Balık yağları şu ya da bu nedenle popülerlik kazanmıştır, ama en iyi yağlar, vücu­dun ihtiyacı olan her çeşit yağı karşılayan ketentohumunda bulunur.

 

VI. Citricidal*

      Greyfurt tohumu ekstresinden üretilen CitricidalR, Kandida, mantar, parazit ve diğer organizmaları öldüren güçlü bir sıvı­dır. Vücuttaki bütün "kötü adamları" öldürür. CitricidalR sa­dece birkaç yıldır  piyasada olan yeni bir üründür, ama iyileş­tirici özelliklerinden dolayı çok ilgi çekmiştir.                                                                                                                                                         Bütün bu güçlü şifalar işe yarar; ama en iyisi her kişiye ayrı ayrı klinik kinezyoloji testi yapmaktır. Bir tedavi bir kişi­de çok fayda sağlarken, başka bir kişide ise bir başka ürün ya da tedavi faydalı olabilir.

Kandida'yı öldürmek için sadece doğal terapileri kullanmanızı öneririm. Daha çok insan doğal tedavilere yöneldikçe, doğal terapilerin yaygınlaşacağını umuyorum.

 

Kandida da Görülen Başlıca Semptomlar.

1. "Bitkin, tükenmiş" hissetmek

2. Kötü hafıza

3. "Boşlukta" ya da "gerçek değilmiş gibi" his­setmek

4. Depresyon

5. Uyuşukluk, yanma ya da karıncalanma his­setmek  

6. Kas ağrıları  . Kas güçsüzlüğü ya da uyuşma

7. Eklemlerde ağrı ve/ya da şişme

8. Karın bölgesinde ağrı

9. Kabızlık

10. İshal

11. Gaz

12. Sorunlu vajinal akıntı

13. Dirençli vajinal yanma ya da kaşınma

14. Prostatitis

15. İktidarsızlık

16. Cinsel arzu kaybı

17. Endometriosis

18. Kramp ve/ya da diğer regl düzensizlikleri

19. Regl öncesi gerginlik

20. Gözlerin önünde noktalar görmek  

21. Görüntüde bozukluk                                                                                              

 

Diğer Semptomlar*:                   

1.Uykulu olma hissi

2.Huysuzluk ya da çok sinirli olmak

3.Koordinasyon bozukluğu

4.Konsantre olamamak

5.Sık ruh hali değişimleri

6. Baş ağrısı

7. Sersemlik/denge kaybı

8. Kulakların üstünde basınç, başta şişkinlik ya da karıncalanma hissi

9. Kaşıntı

10. Diğer kızarıklıklar

11. Mide ekşimesinden dolayı boğazda yanma

12. Sindirimsizlik

13. Geğirme ve bağırsaklarda gaz

14. Dışkıda sümüksü madde

15. Hemoroit

16. Ağız kuruluğu

17. Ağızda kızarıklık ya da kabarcık

18. Nefes kokması

19. Eklemlerin şişmesi ya da arterit

20. Burun tıkanıklığı ya da akması

21. Postnasal akıntı

22. Burunda kaşıntı

23. Ağrılı ya da kuru gırtlak

24. Öksürük

25. Göğüste ağrı ya da gerginlik

26. Nefes darlığı ya da hırıltılı nefes

27. Sık ya da acil idrara çıkma ihtiyacı

28. İdrar yaparken yanma

29. Görme kaybı

30. Yanan ya da yaşlanan gözler

31. Gözlerde tekrarlayan enfeksiyon ya da sıvı

32. Kulak ağrısı ve sağırlık

  

Crook, W.G., The Yeast Connection and the VVoman, Professional Books, Jackson, TN.; 1995.

(*) Bu bölümdeki semptomlar, genellikle mayaya bağlı bir hastalığı olan kişilerde görülmekle beraber, diğer kişilerde de görülebilirler.

 

KRONİK YORGUNLUK SENDROMU

      Günümüzde Kronik Yorgunluk Bağışıklık Eksikliği Sendromu için özel bir enerji testi yoktur. Benim bütün test ettiğim vakalar kalp dengesizliğinden kaynaklanıyordu. Hastalar güç­süz olabilir ve bağışıklık eksikliğine bağlı olarak bir virüse maruz kalmış olabilirler, ama benim tecrübelerime göre bu durum, kalp meridyeninden kaynaklanmaktadır.                                         

 

’Hayatınızın aktığı kanala mümkün olduğu kadar yakın  oturun.’’                                    Henry david thoreau

 

KANDİDA'NIN TEKRARINI ÖNLEYİN

    Kandida'nın oluşmasına yardımcı olan alışkanlıkları değiştirmeli, sağlık­lı diyet, besin tamamlayıcıları, detoks ve sağlıklı bağırsak flo­rasının oluşturulması iyileşmeye giden yolu oluşturmakta­dır.

     Vücutta her şey yolundaysa ve iyi bir diyet, temiz hava ve su, egzersiz ve güneş ışığı mevcutsa, çoğu Kandida hastası daha sağlıklı insanlar haline gelebilirler.

     Kandida Albicans vücudun içindeki bir istilacıdır; vücudun dışındaki bir istilacı ise vücut hücrele­rini, akupunktur meridyenlerini ve organ sistemlerini değiştir­mektedir.

Dost Olmayan Enerji: Elektromanyetik Kirlenme ve sağlıksız elektromanyetik alanların, maruziyetini güvenli hale getirerek, vücudunuzun bütünlü­ğünü korumalıyız.